
11-04-2010
|
|
Administrator
|
|
Giriş tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 43
|
|
Babanıza çok geçmiş olsun. Bence endişelenmeyin, doktorlarınız mutlaka gerekli önlemleri almıştır. Rektum kanserinde direkt ameliyat yapılması halinde lokal olarak ileri tümörlerde o bölgede tümörün tekrarlaması (lokal nüks) daha sık olur. Bu nedenle, lokal ileri tümörlerde ameliyat öncesinde kemoterapi ve radyoterapi uygulanarak (neoadjuvan tedavi) lokal tümör nüksü olasılığı azaltılmaya çalışılır. Kalın bağırsak kanseri en sık 50 yaşın üzerindeki kişilerde görülür ve kadın ile erkek farkı gözetmez. Bu durum bazı hücrelerin uygun olmayan şekilde (anarşik) çoğalması ile gelişirler. Bu tümörler iyi huylu (sıklıkla polip) ve kötü huylu (kanser) şeklinde olabilirler. Kalın bağırsak kanserlerinin gelişmesi çoğu kez yıllar alır ve çoğunlukla bağırsak içindeki polip adı verilen iyi huylu urlardan veya ülseratif kolit gibi bazı iltihabi kalın bağırsak hastalıklarından ötürü gelişirler. Bu tümörler yayılma yada sıçramalarını yakınlarındaki lenf damarları karaciğer, kemiklere veya prostat, mesane veya rahim gibi komşu organlara yapabilirler. Bağırsak kanseri için risk grubundaki kişiler: 50 yaşın üstündeki kişiler (hastaların % 90'ı), ailede kalın bağırsak kanseri olanlar, ailevi polipozis hastalığı olanlar, yüksek yağ ve kalorili (özellikle hayvansal yağlar) ve düşük lifli diyetle beslenen kişiler, kalın bağırsak polipleri olanlar, yumurtalık, rahim veya meme kanseri öyküsü olan kadınlar, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi iltihabi bağırsak hastalığı varlığı, aşırı kilolu olmak, egzersiz yapmamak, şeker hastalığı, sigara ve aşırı alkol kullanmak ve uzun süreli olarak gece vardiyasında çalışmaktır. ABD'de yapılan birçok araştırmada kalın bağırsak kanseri tanısı konulan hastaların % 80'inde ailevi bir bağ bulunmadığı ve buna karşın % 20'sinde ise ailevi bir bağ olduğu belirlenmiştir. Kalın bağırsak kanserinin yaklaşık % 70'i kalın bağırsağın ilk 1.5 metrelik bölümünde yer alırken, % 30'u ise rektum denilen makata yakın olan son bölümünde yer alır. Bu kalın barsak kanseri hastalarının sadece % 5'inde Lynch sendromu denilen ailevi kalın bağırsak kanseri sendromu olduğu bilinmektedir. Birinci derecede akrabada kalın bağırsak kanseri olduğu zaman riskin genel nüfusa göre 2 kat civarında arttığı bilinmektedir. Ailede kalın bağırsak kanseri tanısı konulan kişinin 60 yaşın altında bu hastalığa yakalanması durumunda ve birden çok aile bireyinde kalın bağırsak kanseri olması durumunda riskin daha arttığı bilinmektedir (American Cancer Society :: Information and Resources for Cancer: Breast, Colon, Prostate, Lung and Other Forms). Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik-bir haftadan uzun süren kabızlık, ishal ya da dışkı çapının incelmesi gibi, bağırsağın tam olarak boşalamama hissi, karın ağrıları, dışkıda kan görülmesi, nedeni açıklanamayan demir eksikliğine bağlı kansızlık ve yorgunluk hissi, nedeni olmayan kilo kaybı kalın bağırsak kanseri için görülebilen belirtilerdir. Bağırsak kanseri tedavisinde: tümörü ve lenf bezlerini çıkartmaya yönelik cerrahi işlem, kalın bağırsak kanserleri için en yaygın tedavidir. Ameliyatlar yakın geçmişte kadar sadece açık cerrahi ile yapılırken, günümüzde giderek artan yaygınlıkta laparoskopik cerrahi (kansız ameliyat) veya robotik cerrahi bu konuda kullanılmaktadır, bizde bu yöntemlerin tümünü uygulamaktayız. Çoğu hastada cerrah kolon veya rektumun sağlıklı parçalarını tekrar birleştirir (anastomoz), ancak bazı durumlarda kolostomi (kalın bağırsağın geçici veya kalıcı olarak karın derisine dikilmesi işlemi) gerekebilir. Bağırsak kanseri tedavisinde ameliyata ek olarak: kemoterapi, radyoterapi gibi tedaviler de gerekebilir. Kemoterapi: kanser hücrelerinin öldürülmesi ve çoğalmalarını önlemek için kanser ilaçlarının toplar damar yolu ile uygulanmasıdır. Buna sistemik kemoterapi de denilir. Buna karşın, direkt olarak bir organ yada bir vücut boşluğuna (karın boşluğu içine) kemoterapi verilebilir, buna da bölgesel kemoterapi denilir. Karaciğere sıçrama (metastaz) yapan tümörlerde ise karaciğerin atar damarının (hepatik arter) içine ilaç verilebilir ve bu işlem de kemoembolizasyon olarak adlandırılır. Radyasyon (ışın) tedavisi: kanser hücrelerini öldürmek ve çoğalmalarını önlemek için yüksek enerjili X ışınlarının kullanımını içerir. Doktorunuz radyasyon tedavisini, cerrahiden önce (tümörü küçültmek ve nüks şansını azaltmak amacıyla neoadjuvan tedavi) veya cerrahiden sonra (adjuvan tedavi) kullanabilirler. Işınlar dışarıdan (eksternal radyasyon) verilir veya doku içerisine yerleştirilen bazı iğneler ile doku içerisine verilir (internal radyasyon). Hedefli tedaviler: sadece o hedefler için özel olarak geliştirilmiş ilaçlarla (monoklonal antikor tedavisi) kanser hücrelerinin vurulmasını amaçlar. Monoklonal antikor tedavisi bağışıklık sisteminin tek bir hücresinden laboratuvar ortamında üretilen antikorlar ile gerçekleştirilir. Bu antikorlar kanser hücrelerine yapışır, onların büyümelerini ve yayılmalarını engeller. Monoklonal antikorlar damardan verilir, tek başlarına ilaçları taşırlar, bazı zehirleri ve radyoaktif maddeleri normal hücrelere ulatırmadan direkt olarak kanser hücrelerine taşıyabilirler. Düzenli kontroller sağlık durumundaki değişikliklerin fark edilmesini sağlarlar. Kontroller, fizik muayene, dışkıda gizli kan testi, kolonoskopi, akciğer grafileri ve laboratuar testlerini (tümör markerları, kan sayımı vb.) içerir.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Korhan Taviloğlu
Genel Cerrahi Uzmanı
Kanser Cerrahisi Forumları - Prof. Dr. Korhan Taviloğlu - Powered by vBulletin
Bağırsak Cerrahisi Forumları - Prof. Dr. Korhan Taviloğlu - Powered by vBulletin
Kabızlık ve Kanser Forumları - Prof. Dr. Korhan Taviloğlu - Powered by vBulletin
Makat Kanaması - Prof. Dr. Korhan Taviloğlu - Powered by vBulletin
Prof.Dr. Korhan TAVİLOĞLU - Genel Cerrah
Genel Cerrahi Forumları - Prof. Dr. Korhan Taviloğlu - Powered by vBulletin
DrTaviloglu.TV - Hastalara Yönelik Video Sitesi
Robotik Cerrahi - Robot Cerrahisi - Prof.Dr. Korhan TAVİLOĞLU
|